Emekçi kadınların mücadelesini anmak için belirlenen bu tarih tamamıyla anlamını yitirerek erkeklerin kadınları hatırladığı ve lütufta bulunduğu bir güne dönüşmüştür. Bu biz kadınlar açısından son derece üzücüdür. Artık kadınların güçlerini fark edip, insanların geleceği için dünyaya sahip çıkma zamanı gelmiştir. Biz insanlar bu toplumu, dünyayı yarattık. Bu toplum, bu dünya da biz insanları şartlandırdı. Zihinlerimiz aslında ahlaki olmayan bir ahlakla şartlandırıldı ve bozuldu. Toplum ahlaksızca olan şiddeti, kibiri, rekabeti, aç gözlülüğü ve benzeri şeyleri kabul ederek şekillendi ve insanlık bu durumu kabullenip çalışmak için teşvik edildi.
Dünyanın neresine gidersek gidelim kadınların kafası karışık, kadınlar mutsuz, kadınlar güvensiz, kadınlar kaygılı, düştükleri bu tuzaktan çıkmak için yol arıyor. Aslında yalnızca kadınların değil insanların düştüğü bu tuzağın da biz insanların eseri olduğunun farkında değiliz.
Erkekler kendilerine teslim edilen bu dünyayı, yaratılışları itibarı ile hırslı, kibirli, mevki ve itibar peşinde, saldırgan, acımasız, aşırı riskler alarak rekabetçi bir şekilde inşa ettiler. Bugün erkek her şeyden önce artık kendini sorgulama sorumluluğunu geliştirmelidir. Çünkü siz dünyasınız. Dünyaya bakın kendiniz görün. Bugünkü rekabetçi, acımasız, aç gözlü, şiddet dolu dünyayı siz erkekler yarattınız. Olaylara Ben merkezli, dar bir bakış açısıyla değil cinsiyet ayrımı gözetmeden insan odaklı yaklaşmalısınız.
Biz kadınlar da binlerce yıldır kabullenmesi, itaat etmesi ve uyum sağlaması için eğitilmiş bir zihinle duyarlı ve dolayısı ile gerçek kimlik ve kişiliğimizin farkına varmadan yaşam mücadelesi verdik. Dünyanın gelişiminden uzak kalarak yalnızca erkeğe güvenen bizler bu tuzağa kısılıp kaldık.
O nedenle artık yalnızca kadınların değil insanlığın geleceği için erdem ve ahlakı hayata geçirecek çalışmaları başlatmalıyız çünkü erdem ve ahlak insanlığın kurtuluşu için zaruridir.
Saygılarımla,
Nilüfer BULUT
TİKAD Başkanı