ABD ve Avrupa ekonomileri bankacılık sektörünün batıklarını kamulaştırdılar, faizleri sıfırladılar, ucuz para ile her kanaldan ekonomilerini desteklediler ancak istihdam yaratmada, sürdürülebilir büyüme sağlama da başarılı olamadılar. Sonuç olarak küresel kriz derinleşmeye başladı.İş işten geçtikten sonra da uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları sadece ABD nin değil Japonya'nın ve bir çok Avrupa ülkesinin kredi notunu düşürdü ve böylece bu ülkelere duyulan güven sarsıldı.
Böyle bir süreçte dünyanın ekonomik güç merkezi doğuya doğru kayarken Türkiye’nin :
1-Rekabetçi ve inovatif sanayi ile sürdürülebilir büyüme
Türkiye nin rekabetçi ve inovatif sanayi hamlesi ile yeni bir büyüme modeline geçmesi gerek. Türkiye finansal istikrarı sağlayarak istihdam yaratacak inovatif sanayii hamlesini gerçekleştirmeli ve bu sanayii de rekabetçi olmayı başarabilmelidir.
Türkiye bunu gerçekleştirmezse ithalata dayalı sürdürülemez bir büyüme ile cari açığı sırtında bir yük olarak taşımaya devam edecek ve küresel risklere duyarlı olacaktır.
2-Denk bütçe ve dengeli dış ticaret
Türkiye 2001 öncesi kamu kesimindeki tahribatın tamirinin bedelini 2001 krizi ile ödedi. AKP yönetimi ile sağlanan bütçe disiplini ‘denk bütçe’ ile bundan sonraki yıllarda da sürdürülmeli ve bugün borç sarmalında olan Avrupa ülkelerinin durumları örnek alınabilmeli. Bugün geldiğimiz aşamada bütçe açığı ve kamu borç yükünde Türkiye, 2008-2009 krizinden bile daha iyi durumdadır.
Küresel kur savaşları ile haksız rekabet ortamının yaratıldığı bir dünyada Türkiye ihracatı ile ithalatını dengelemelidir. Dış ticaret açığını artıran mekanizma ile borçlanmayı artıran mekanizma aynıdır, biri azalmadan diğeri azaltılamaz.
3-Dengeli dış ticaret ve düşük kur ile cari açığa veda
Dengeli dış ticaret ve haksız uluslararası rekebet ortamında Türkiye düşük kur ile artan cari açığa veda etmelidir.
4-Yabancı girdi bağımlısı fason üretim yerine istihdam yaratan inovatif girişimciye kredi desteği
İstihdam yaratmanın zor olduğu bir küresel konjonktürde inovatif girişimci maliyeti düşürülmelidir.
İstihdam seferberliği ile tek haneli rakamlara düşen işsizlik, girişimci maliyetleri düşürülerek desteklenmeli ve böylece Türkiye 'orta gelirli ülke’ kategorisinden çıkarak yüksek gelir grubuna grime gayreti içerisinde olmalı. Aksi halde ortagelirli ülke tuzağına düşülürse ne işsizlik ne de cari açık düşer. Girişimcilik maliyetlerinin düşürülmesi gelir dağılımında düzelmeyi de beraberinde getirecektir.
Türkiye daha önceki hükümetler tarafından yabancı girdi bağımlısı fason üretim cenneti haline getirilmiştir. Bunun yerine inovatif girişimci desteği ile katma değeri yüksek girişimcilik teşvik edilmelidir.