![]() |
||||||||
Köşe Yazıları
Vizyon Erozyonu
Türk toplumu öyle bir hale geldi ki, başta Avrupa Birliği üyeliği olmak üzere, uluslaralarsı boyutta Türkiye’nin kaderini belirleyecek yol ayrımlarını önemsemiyor. Bu tehlikeli tatminsizlikle dış dünyaya karşı ilginin azalması ve milliyetçi duyguların ağır basmasıyla içe doğru kapanma refleksi, başta hükümet olmak üzere, ülke yönetimini ciddi olarak düşündürmeli ve kaygılandırmalıdır. Etrafımızı saran savaş ateşinden zarar görmememiz için bu kaygıların giderilmesi zorunlu hale gelmiştir. Aksi takdirde sağduyusunu tamamen yitirmiş bir toplum haline geliriz ki bu durum geleceğimizi karartmaya yeter de artar bile. Peki bu hale nasıl geldik/getirildik? Ekonomik kalkınmasını başaramamış, sanayi toplumuna dönüşememiş, modern yaşamla köylülük arasında, doğuyla batı arasında, dindarlıkla laiklik arasında, eğitimliyle eğitimsiz arasında, zenginlikle fakirlik arasında sıkışmış kalmış bir toplum haline nasıl geldik/getirildik? Bu soruların tek bir ortak cevabı var: “vizyon erezyonu”. Genç cumhuriyetimiz doğduğunda var olan gelecek kurgusu, yıllar geçtikçe unutulmaya başlanmış, sonunda dar bir çerçeveye hapsolup kalmıştır. Türkiye yap-bozunu tamamlamak için daldığımız çözümler deryasında doğru parçaları bir türlü biraraya getiremiyoruz. Çünkü çözümler deryası yıllardır öyle bir bulandırıldı ki, gözümüzün önünü dahi göremiyor, yanıbaşımızda yüzen doğru parçaları biraraya getiremiyoruz. Yaşadığı çağın gerçekleriyle yüzleşemeyenler, yeniliğin her türlüsüne duyargalarını kapatanlar ve tarihin ışığıyla geleceği aydınlatacak projektörü çalıştırmak için, gerekli donanıma ve enerjiye sahip olmayanların köşe başlarını tuttuğu bir ortamda, elbette ki düzelmeden ve ilerlemeden söz edilemez. “Vizyon erezyonu” bireylerden başlayarak toplumu sarıp sarmalayan bir girdaba dönüşmüştür. Bugün bir öğretmen, okul sıralalarında oturan miniklerin gözlerinde bir doktor, bir avukat, bir milletvekili, bir işadamı, bir biliminsanı göremiyorsa, bir çiftçi hasat ettiği buğdayda oğlunun düğününü, hayalini kurduğu traktörü geremiyorsa, bir bilim insanı bilim-kurgu öyküleriyle zamanını ziyan etmekten korkuyorsa, bir politikacı iktidarda olsun ya da olmasın, ülkesinin gelecek yirmi yılını kapsayan icraat programını yapmıyorsa, o ülkede vizyon iflas etmiş demektir.
|
|
|||||||